OTOYOLLAR

KUANTUM FİZİĞİ MANYETİK ALAN YARATARAK ZAMANI BÜKÜP GEÇMİŞ ZAMANI ŞİMDİKİ ZAMANI VE GELECEK ZAMANI GÖREN VE KAYIT EDEN AKILLI GÖZLÜK SİSTEMİ PROJESİ

KUANTUM FİZİĞİ MANYETİK ALAN YARATARAK ZAMANI BÜKÜP GEÇMİŞ ZAMANI ŞİMDİKİ ZAMANI VE GELECEK ZAMANI GÖREN VE KAYIT EDEN AKILLI GÖZLÜK SİSTEMİ PROJESİ

 

Zamanda yolculuk

Vikipedi, özgür ansiklopedi
 
 
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Zamanda yolculuk, zaman içinde belirli noktalar arasındaki hareket, bir nesne ya da bir kişi tarafından uzayda farklı noktalar arasındaki harekete benzer şekilde, tipik olarak bir zaman makinesi veya bir solucan deliği olarak bilinen varsayımsal bir aygıtın kullanılması ile hareket kavramıdır. Zaman yolculuğu, felsefe ve kurguda yaygın olarak kabul gören bir kavramdır.

Teori

Bazı teoriler, özellikle de "özel ve genel görelilik", uygun uzay zamanı geometrilerinin ya da uzayda belirli hareket biçimlerinin, bu geometriler ve hareketler mümkünse, geçmişe ya da geleceğe seyahat etmeye izin vereceğini ileri sürmektedir. Fizikçiler teknik makalelerde genellikle zamanda “hareket etme” ya da “seyahat etme” (“hareket” normalde zaman koordinatı değiştikçe uzamsal konumda meydana gelen değişiklik demektir.) klişelerinden kaçınmaktadırlar ve onun yerine cisimlerin kendi geçmişlerine dönmelerini sağlayarak, uzay zamanındaki kapalı çevrimleri şekillendiren hayat çizgileri olan kapalı zaman eğrisi ihtimalini tartışmaktadırlar. Kapalı zaman eğrilerini içeren (Gödel uzay zamanı gibi) uzay zamanlarını tanımlayan genel görelilik denklemi için çözümlerin olduğu bilinmektedir. Ancak bu çözümlerin fiziksel olarak makullüğü kesin değildir.

Görelilik, eğer bir kişi Dünya’dan bağıl hızda uzaklaşıp geri dönüyorsa, seyahat eden bu kişi için Dünya’da daha fazla zamanın geçmiş olduğunu öngörmektedir. Bu yüzden, bu açıdan bakıldığında göreliliğin “geleceğe yolculuğa” izin verdiği kabul edilmektedir (göreliliğe göre, ayrılma ve geri dönüş arasında gerçekte ne kadar zaman geçtiği sorusuna verilecek tek bir objektif yanıt yoktur ancak, hem Dünya’nın hem de yolcunun tecrübe ettiği tam zamanın ne kadar olduğuna dair objektif bir yanıt vardır, yani her birisi ne kadar yaşlandı; ikiz paradoksuna bakınız). Öte yandan bilim toplumunda bulunan birçok kişi geçmişe zaman yolculuğunun oldukça olasılık dışı olduğuna inanmaktadır. Zamanda yolculuğa izin veren herhangi bir teori olası nedensellik problemleri öne sürmektedir. “Büyükbaba paradoksu” klasik bir nedensellik problemidir. A kişisi zamanda geçmişe gittiğini ve A’nın büyükannesi A’nın babasına hamile kalmadan bu kişinin büyükbabasını öldürdüğünü varsayarsak ne olur? Ancak bazı bilim adamları, Novikov’un kendi içinde tutarlılık ilkesine ya da paralel evrenlerin dallara ayrılmasına başvurularak paradokslardan kaçınılabileceğine inanmaktadır (aşağıdaki 'Paradokslar' kısmına bakınız).

Zamanda turizm

Stephen Hawking, gelecekte turistlerin olmayışının zamanda seyahatin varlığına karşı olan bir tartışma olduğunu ileri sürmüştür –Fermi paradoksunun başka bir şeklidir. Tabii ki de bu, zamanda yolculuğun fiziksel olarak imkânsız olduğunu kanıtlamaz. Çünkü zamanda yolculuk fiziksel olarak mümkün olabilir ama hiçbir zaman uygulanacak hale gelmedi (ya da dikkatli bir şekilde hiç kullanılmadı). Zamanda yolculuk gelişmiş olsa bile, Hawking başka bir yerde zaman yolculuğunun yalnızca doğru bir yola saptırılan bir uzay zamanı bölgesinde gerçekleşebileceğini ve eğer geleceğe kadar böyle bir bölge yaratamazsak da zaman yolcularının o tarihten önce geçmişe seyahat edemeyeceklerini belirtmektedir. Dolayısıyla “ Bu resim bize neden gelecekten turistlerin akınına uğramadığımızı açıklamaktadır.” Bu durum basit bir şekilde, gerçekten bir zaman makinesinin icat edildiği zamana ulaşana kadar, zaman yolcularını göremeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Carl Sagan da zaman yolcularının burada olabileceği ancak varlıklarını gizledikleri ihtimalini ya da zaman yolcuları olarak fark edilemediklerini iddia etmiştir. Bu durum uzay-zaman sürekliliğinde kasıtlı olmayan değişimler getirmenin bu yolcular için istenmeyen sonuçlar doğurabilmesi yüzündendir. Ayrıca var olan geçmiş olayları da değiştirebilir.

Genel görelilik

Yarı klasik yerçekiminden çıkan tartışmalar, kuantum etkilerinin genel görelilikle birleştiği zaman bu boşlukların kapanabileceğini öne sürmesine rağmen, genel görelilik teorisi bazı olağanüstü durumlarda zamanda geçmişe yolculuğun mümkünlüğü için bilimsel bir dayanak oluşturmaktadır. Bu yarı klasik tartışmalar, Hawking’i doğanın temel yasalarının zamanda yolculuğu engellediğini söyleyen Kronoloji Koruma Varsayımı’nı formüle etmeye yönlendirdi. Ancak fizikçiler, kuantum mekaniğini genel görelilikle tamamen birleştiren bir kuantum çekim teorisi olmadan konu hakkında kesin bir yargıya varamamaktadırlar.

Fizikte geçmişe yolculuk

Zamanda geçmişe yolculuk teorik olarak aşağıdaki metotları kullanarak yapılır:

  • Işık hızından daha hızlı seyahat
  • Kozmik şeritlerin ve kara deliklerin kullanımı
  • Solucan delikleri ve Alcubierre sürücüsü

Işıktan daha hızlı (FTL) seyahat vasıtasıyla

Eğer bir kişi bir bilgiyi ya da cismi, Işıktan daha hızlı bir şekilde bir noktadan diğerine taşıyabilirse o zaman görelilik teorisine göre, işaretin ya da cismin zamanda geriye hareket ettiği bir eylemsiz referans çerçevesi meydana gelir. Bu örnek, bazı durumlarda farklı referans çerçevelerinin farklı yerlerdeki iki olayın “aynı anda” gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda ve bu iki olayın sırası (teknik olarak bu anlaşmazlıklar, olaylar arasındaki uzay zaman aralığının ‘uzayımsı’ olduğu, yani her iki olayın da diğerinin gelecek ışık konisi üzerinde durmadığı zaman meydana gelmektedir). Eğer iki olaydan birincisi bir yerden diğerine sinyal göndermeyi, ikinci olay da aynı sinyalin başka bir yerden alınmasını temsil ediyorsa, o zaman bu sinyal ışık hızında ya da daha yavaş hareket ettiği sürece, eş anlılık matematiği bütün referans çerçevelerinin gönderim olayının alış olayından önce gerçekleştiği konusunda hemfikir olduğunu kesinleştirmektedir. Ancak ışıktan daha hızlı olan varsayımsal bir sinyal durumunda her zaman, sinyalin zamanda geriye hareket ettiği söylenebilsin diye gönderilmeden alındığı bazı çerçeveler vardır. İki temel özel görelilik varsayımından biri, fizik kanunlarının her eylemsiz referans çerçevesinde aynı şekilde çalışması gerektiğini söylediği için, o zaman sinyallerin herhangi bir çerçevede zamanla geçmişe yolculuk yapması mümkünse, bu durum bütün çerçevelerde mümkün olmak zorundadır. Eğer A gözlemcisi B gözlemcisine, A çerçevesinde FTL (ışıktan daha hızlı)olan ancak B çerçevesinde zamanda geriye giden bir sinyal gönderirse ve B gözlemcisi de B çerçevesinde FTL (ışıktan daha hızlı)olan ancak A çerçevesinde zamanda geriye giden bir cevap gönderirse, buradan A’nın orijinal sinyali göndermeden cevabı aldığı anlamı çıkmaktadır ki bu her çerçevede nedenselliğin bariz bir ihlalidir. Uzay zamanı diyagramını kullanarak böyle bir durumun gösterimi burada bulunabilir. Bu durum bazen takyonik anti telefon olarak isimlendirilmektedir. Özel göreliliğe göre, ışıktan daha yavaş olan bir cismi ışık hızına ulaştırmak sonsuz miktarda enerji gerektirmektedir. Görelilik, her zaman ışıktan daha hızlı hareket eden takyonların teorik olasılığını yasaklamamasına rağmen, kuantum alan teorisi kullanılarak analiz edildiğinde, ışık hızından daha hızlı bir şekilde bilgi iletmek için takyonları kullanmak aslında mümkün görünmemektedir. Ayrıca takyonların varlığı hakkında üzerinde çoğunlukla anlaşılan kanıtlar yoktur. Işıktan hızlı nötrino anomalisi nötrinoların muhtemelen takyon olduğunu iddia etmişti ancak daha ileri bir analizden sonra deney sonuçlarının geçersiz olduğu bulundu. Başka bir deneyci grubu, bir teorinin varsaydığı radyasyon eksikliğinin, nötrinoların aslında ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceğini gösterdiğini belirtmiştir. OPERA ekip lideri Dario Autiero ve CERN araştırma direktörü Sergio Bertolucci diğer açıklamaların radyasyon yoluyla nötrino enerji kaybının eksikliği için mümkün olduğunu vurgulamışlardır.

Kaldığım yer

Genel görelilik teorisi, kütle enerjisi ve momentum akışının neden olduğu uzay zamanın bükülmesi açısından yerçekimini kapsaması için özel teoriyi genişletmiştir. Genel görelilik evreni bir alan denklemleri sistemi altında tanımlamaktadır. “Kapalı zaman eğrilerine” izin veren bu denklemlerin çözümleri bulunmaktadır ve dolayısıyla da geçmişe seyahat vardır. Bu çözümlerin ilki Kurt Gödel tarafından önerilmiştir ve Gödel metriği olarak bilinmektedir. Ancak Gödel’in (ve diğerlerinin) örneği, evrenin sahip olmadığı fiziksel özellikleri olmasını gerektirmektedir. Genel göreliliğin bütün realistik durumlar için kapalı zaman eğrilerini yasaklayıp yasaklamadığı bilinmemektedir.

Solucan deliklerinin kullanımı

Aykırı solucan deliği olarak da bilinen uzay zaman bükülmesi olmaksızın bir solucan deliğinden geçmek imkânsız olmasına rağmen, solucan delikleri, Einstein’ın genel görelilik alan denklemlerince de uygun görülen varsayımsal uzay zaman bükülmesidir.

Aykırı solucan deliğini kullanan bir zaman makinesi (varsayımsal olarak) şu şekilde çalışmaktadır: solucan deliğinin bir ucu, belki ileri bir itici güç sistemiyle, ışık hızının önemli bir kısmına kadar hızlandırılır ve daha sonra eski konumuna tekrar getirilir. Alternatif başka bir yol da solucan deliğinin bir girişini alıp diğer girişinden daha fazla çekime sahip olan cismin çekim alanı içerisine hareket ettirmek ve daha sonra diğer girişe yakın bir pozisyona getirmektir. Zaman genişlemesi, dışarıdan da gözlenebileceği gibi, bu iki metot için de, sabit uçtan daha az zaman geçmesi için hareket ettirilen solucan deliğinin sonuna neden olur. Ancak solucan deliğinin her iki ucundaki senkronize saatler (iki uç nasıl hareket ederse etsin), solucan deliğinden geçen bir gözlemcinin gördüğü gibi her zaman senkronize şekilde kalsın diye zaman, solucan deliğinin içerisinde dışarısından farklı olarak bağlanır. Bu, hızlanmış uca giren gözlemcinin, sabit uç, hızlanmış ucun girişten önceki andaki zamanıyla aynı olduğunda sabit uçtan çıkacağı anlamına gelmektedir. Örneğin, eğer gözlemci solucan deliğine girmeden önce hızlandırılmış uçtaki saatin 2007yi, sabit uçtaki saatin 2012yi gösterdiğini bildirirse, o zaman sabit uçtaki tarih 2007yi gösterdiğinde zamanda geçmişe yapılan ve dışarıdaki gözlemcilerin de gördüğü bu yolculukta gözlemci sabit uçtan çıkar. Böyle bir zaman makinesinin önemli bir sorunu, makinenin, zamanda sadece ortaya ilk çıkışı kadar geçmişe gitmesinin mümkün oluşudur. Esas itibarıyla, zaman makinesi zamanda kendi kendine hareket eden bir alet olmaktan ziyade zamandan geçen bir yoldur ve teknolojinin kendisinin zamanda geriye götürülmesine izin vermeyecektir. Bu durum Hawking’in gözlemine yeni bir alternatif sağlayabilir: zaman makinesi bir gün yapılacak ancak henüz yapılmadı, bu yüzden de gelecekteki turistler zamanda bu kadar geçmişe ulaşamayacaklar. Solucan deliklerinin doğasıyla ilgili günümüz teorilerine göre, aykırı bir solucan deliğinin yapımı negatif enerjili bir maddenin (sıklıkla “egzotik madde” olarak bilinir) varlığını gerektirmektedir. Daha teknik bir şekilde anlatacak olursak, solucan deliği uzay zamanı zayıf, güçlü ve hâkim enerji durumlarıyla, sıfır enerji durumu gibi çeşitli enerji durumlarına uymayan bir enerji dağılımını gerektirmektedir. Fakat kuantum etkilerinin küçük, ölçülebilir sıfır enerji durumu ihlallerine neden olabileceği bilinmektedir ve çoğu fizikçi gerekli negatif enerjinin, kuantum fiziğindeki Casimir etkisiyle aslında mümkün olabileceğine inanmaktadır. İlk hesaplamalar oldukça büyük bir negatif enerjinin gerekli olduğunu öne sürmesine rağmen, daha sonraki hesaplamalar negatif enerji miktarının isteğe bağlı olarak küçük de olabileceğini göstermiştir.

Matt Visser 1992’de böyle indüklenmiş bir saat farkıyla solucan deliğinin iki ağzının, solucan deliğinin ya çöküşüne ya da iki ağzın birbirini itelemesine neden olacak kuantum alanı ve çekim alanı etkileri ortaya çıkmadan bir araya getirilemeyeceğini savunmaktadır. Bu yüzden, nedensellik ihlalinin ortaya çıkmaması için iki ağız yeterince birbirine yaklaşamaz. Ancak 1997'deki bir makalede Visser, bunun nedensellik ihlalinin mümkün olduğuna bir kanıt olmaktan ziyade muhtemelen klasik kuantum çekim teorisindeki bir hata olduğu sonucuna varmasına rağmen, simetrik bir poligonda düzenlenmiş N sayıda solucan deliğinin karmaşık bir "Roman halkası (yüzüğü)" (Adını Tom Roman’dan almıştır) konfigürasyonunun hala zaman makinesi olarak hareket edebileceğini varsaymıştır.

Genel göreliliğe dayanan diğer yaklaşımlar

Bir diğer yaklaşım, 1936da Willem Jacob van Stockum ve 1924te Kornel Lanczos tarafından keşfedilen bir GR çözümü olan genellikle Tipler silindiri olarak bilinen yoğun dönen bir silindiri içermektedir. Ancak 1947'de Frank Tipler’in analizine kadar kapalı zaman eğrilerine izin veren bir şekilde tanınmadı. Eğer bir silindir sonsuz şekilde uzunsa ve kendi uzun ekseninde yeterince hızlı dönüyorsa, o zaman spiral bir yolda silindir etrafında uçan bir uzay gemisi zamanda geriye gidebilir (ya da spiralinin yönüne bağlı olarak geleceğe). Ancak gerekli olan yoğunluk ve hız o kadar büyüktür ki sıradan cisim silindiri oluşturmak için yeterince güçlü değildir. Kozmik bir şeritten benzer bir araç yapılabilir fakat bu araçların hiçbirisinin var olduğu bilinmemektedir ve yeni bir kozmik şerit yaratmak mümkün görünmemektedir. Fizikçi Robert Forward, genel göreliliğin kuantum mekaniğine sade bir uygulanmasının zaman makinesi yapmak için başka bir yol ileri sürdüğünü belirtmektedir. Güçlü bir manyetik alandaki ağır bir atom çekirdeği, yoğunluğu ve “spini (dönüşü)” bir zaman makinesi yapmak için yeterli olan bir silindirin içine uzayacaktır. Ona yansıtılan gama ışınları bilginin (cismin değil) zamanda geçmişe gönderilmesine izin verebilir. Ancak Forward, görelilik ve kuantum mekaniğini birleştiren tek bir teoriye sahip olana kadar, böyle spekülasyonların mantıksız olup olmadığı hakkında hiçbir fikre sahip olmayacağımızı belirtmektedir.

Genel göreliliğe göre zayıf enerji durumunun sağlandığı, yani negatif enerji yoğunluğu olan hiçbir bir cismi (egzotik cisim) bulunmadığı bir bölgede, özel bir zamanda zaman makinesi (yoğun olarak Cauchy Ufku meydana getiren bir zaman makinesi) yapmanın imkânsız olduğunu gösteren teoremi kanıtlayan Stephen Hawking, dönen silindirlere ya da kozmik şeritlere dayalı zamanda yolculuk planlarına karşı daha önemli bir itirazda bulunmuştur. Tipler, eğer spin (dönüş) oranı yeterince hızlı olursa, sonlu silindirin kapalı zaman eğrileri oluşturabileceğini ve matematiksel olarak analizi daha kolay olan sonsuz uzunluktaki silindirler gibi çözümleri ileri sürmesine rağmen, bunu kanıtlayamamıştır. Ancak Hawking, teoreminden dolayı, “Bu, her yerde pozitif enerji yoğunluğu ile yapılamaz! Sonlu bir zaman makinesi yapmak için, negatif enerji gerektiğini kanıtlayabilirim.”demiştir. Bu sonuç, Hawking’in “ nedensellik ihlalleri, bükülme aykırılıkları olmadan uzay zamanın sonlu bir bölgesinde meydana gelmektedir olayını” incelediği kronoloji koruma varsayımı üzerine olan 1992 yılındaki makalesinden gelmektedir ve “yoğun şekilde meydana gelen bir Cauchy ufku olacağını ve genel olarak tamamlanmamış olacak bir ya da daha fazla kapalı sıfır jeodeziler içerdiğini kanıtlamaktadır. Lorentz basıncını ve alanını ölçen geometrik miktarların sürekli olarak bu kapalı sıfır jeodeziler etrafında artmakta olduğu belirtilebilir. Eğer nedensellik ihlali yoğun olmayan (tıkız) bir başlangıç yüzeyinden gelişirse, ortalama zayıf enerji durumu Cauchy ufkunda bozulmalıdır. Ancak bu teorem 1) yoğun şekilde olmayan Cauchy ufukları (Deutsch-Politzer zaman makinesi gibi) olan zaman makineleri vasıtasıyla zamanda yolculuk ihtimalini ve 2) (aykırı solucan delikleri ya da Alcuiberre sürücüsü için gerekli olacak) egzotik cisim barındıran bölgelerde zamanda yolculuk ihtimalini reddetmemektedir. Teorem, genel göreliliğe dayandığı için genel görelilikle yer değiştiren bir gelecek kuantum çekim teorisinin egzotik cisim olmasa bile (böyle bir teorinin zaman yolculuğuna daha fazla kısıtlamalar getirmesi ya da Hawking’in kronoloji koruma varsayımının öne sürdüğü gibi tamamen reddetmesi de mümkün olmasına rağmen) zamanda yolculuğa izin vermesi akla yatkındır.

Yapılan deneyler

Yapılan belirli deneyler, ters nedensellik izlenimi vermektedir ancak yoruma açıktır. Örneğin, Marlan Scully’nin geç seçim ve kuantum silicisi deneyinde, dolaşık foton çiftlerini “uyarıcı foton” ve “salınan foton” olmak üzere ayırmıştır. İki konumun birinden çıkan uyarıcı fotonlarla, daha sonra bu fotonların çift yarık deneyinde olduğu gibi ölçülen pozisyonlarıyla ve salınan fotonun nasıl ölçüldüğüne bağlı olarak deneyci ya uyarıcı fotonun iki konumun hangisinden çıktığını ya da hangisinin bu bilgiyi “sildiğini” öğrenir. Uyarıcı fotonlar, salınan fotonlarla ilgili seçim yapılmadan önce ölçülebilmesine rağmen, bu seçim salınan fotonların ölçümü, ilgili uyarıcı fotonun ölçümüyle bağlantılı hale getirildiğinde girişim örüntüsünün gözlenip gözlenmediğini geçmişe bağlı olarak belirlemekte gibi görünmektedir. Fakat girişim, sadece salınan fotonlar ölçüldükten ve uyarıcı fotonlarla ilişkili hale geldikten sonra ölçülebildiği için, deneycilerin sadece uyarıcı fotonlara bakarak hangi seçimin önceden yapılacağını ve çoğu kuantum mekaniği yorumu altında sonucun nedenselliği ihlal etmeyen bir şekilde açıklanabileceğini söylemekten başka yolları yoktur. Lijun Wang’ın deneyi de, sezyum gazlı ampulden dalga demetlerinin geçişini öyle bir şekilde mümkün kılmıştır ki demetin, girişinden 62 nanosaniye önce çıktığı görüldüğü için nedensellik ihlalini gösterebilir. Ancak bir dalga demeti, iyi tanımlanmış tek bir cisim değil, farklı frekanslardaki dalgaların toplamıdır (Fourier analizine bakınız) ve bu demet ışıktan hızlı hareket edebilir ya da hatta demetin içindeki yalnız dalgaların hiçbirisi zamanda geçmişe gidemese bile bu demet gidebilir. Bu etki, herhangi bir cismi, enerjiyi ya da bilgiyi ışıktan daha hızlı bir şekilde göndermek için kullanılamaz. Dolayısıyla bu deneyin nedenselliği de ihlal etmediği anlaşılmaktadır. Koblenz Üniversitesi’nden fizikçi Günter Nimtz ve Alfons Stahlhofen ışıktan hızlı fotonları ileterek Einstein’ın görelilik teorisini çürüttüklerini iddia etmişler ve kuantum tünelleme olarak bilinen bir olayı kullanarak, mikrodalga fotonlarının, 3 ft’ye(0.91 m) kadar hareket ettirilen prizma çifti arasında “ani bir şekilde” hareket ettiğini gösteren bir deney yapmışlardır. Nimtz, New Scientist dergisine: "Bu durum şimdilik bildiğim tek özel görelilik ihlali.”demiştir. Fakat diğer fizikçiler bu olayın bilginin ışıktan daha hızlı iletilmesine izin vermediğini söylemektedirler. Kanada’daki Toronto Üniversitesi’nde kuantum optiği uzmanı olan Aephraim Steinberg, Chicago’dan New York’a yapılan bir tren yolculuğunun örneğini kullanmaktadır. Ancak trenin merkezi her durakta ileri hareket etsin diye yol boyunca her durakta trenin vagonlarını bırakmaktadır. Böylelikle de trenin merkezindeki hız, herhangi bir vagonun bireysel hızını geçmektedir. Bazı fizikçiler, nedenselliğin ihlalini göstermek için deneyler gerçekleştirmişlerdir fakat şu ana kadar hiçbirisi başarılı olamamıştır. Fizikçi Ronald Mallett tarafından yürütülen "Işıkla Uzay Zaman Bükülmesi (SLT) deneyi, yolu fotonik bir kristalden geçerek bükülmüş bir lazerden oluşan yörüngeden bir nötron geçtiği andaki nedensellik ihlalini gözlemlemeye çalışmıştır. Mallett’in, kapalı zaman eğrilerinin bir halkaya bükülen lazer merkezinde mümkün olacağını iddia eden bazı fiziksel argümanları vardır. Ancak diğer fizikçiler Mallett’in argümanına karşı çıkmaktadırlar (itirazlara bakınız). Shengwang Du, bilimsel bir dergide tek foton başlatıcısını gözlemlediğini, boşlukta bu fotonların c’den hızlı hareket etmediklerini söyleyerek iddia etmiştir. Du’nun deneyi bir boşluktan geçen ışık kadar yavaş ışığı içermektedir. Du, bir tanesi lazerle soğutulmuş rubidyum atomlarının içinden geçen (böylece ışık yavaşlamaktadır), diğeri de bir boşluktan geçen iki tane tek foton üretmiştir. Açık bir şekilde her ikisinde de başlatıcılar, fotonların ana gövdesinden önde yer almışlar ve başlatıcı boşluktaki c’de hareket etmiştir. Du’ya göre bu, c’den daha hızlı bir ışık seyahatinin mümkün olmadığını (dolayısıyla nedenselliğin ihlalini) ima etmektedir. Bazı medya üyeleri bunu, zamanda yolculuğun imkansız olduğuna dair bir kanıt olarak algılamışlardır.

Fizik dışı deneyler

Zamanda yolculuk teknolojisini icat edebilecek geleceğin insanlarını, geri gelip günümüz insanlarına bunu göstermeye ikna etmeye çalışmak için birtakım deneyler yapılmıştır. Perth's Destination Day (Perth Varış Noktası Günü) (2005) ya da MIT’s Time Traveler Convention (MIT Zaman Yolcusu Toplantısı) gibi olaylar, gelecek zaman yolcularının buluşması için buluşma zamanının ve yerinin reklamını ciddi ölçüde yapmaktadır. 1982’de kendilerini Krononaut olarak tanıtan Baltimore, Maryland’deki bir grup gelecekten gelen yolcuları karşılamak için böyle bir olaya ev sahipliği yapmışlardır. Bütün bu deneyler sadece zamanda yolculuğun var olduğunu gösteren pozitif bir sonuç üretme ihtimaline dayanmaktadır ancak bu zamana dek başarısız olmuşlardır – bu olaylara katılan hiçbir zaman yolcusu bilinmemektedir. Geleceğin insanlarının, zamanda geçmişe yolculuk yaptıkları fakat paralel evrende buluşma zamanına ve yerine geri gittikleri varsayımsal olarak mümkündür. Bir diğer faktör bütün zamanda yolculuk aletlerinin mevcut fizik şartları altında düşünülmesidir (solucan deliklerini kullanarak çalışanlar gibi), zaman makinesinin gerçekten icat edilmesinden öncesine geri gitmek imkansızdır.

Fizikte geleceğe yolculuk

Sınırlı açıdan da olsa, bir kişinin “geleceğe yolculuk” yapması için çeşitli yollar vardır: bir kişi kendi öznel zamanının küçük bir kısmında, Dünya’daki diğer insanlar için öznel zamanın büyük bir kısmı geçsin diye bazı şeyler hazırlayabilir. Örneğin, bir gözlemci Dünya’dan uzağa bir yolculuk yapabilir ve bağıl hızda geri dönebilir. Gözlemcinin kendi saatine göre yolculuk sadece birkaç yıl sürmüştür ancak Dünya’ya döndüğünde binlerce yılın geçmiş olduğunu görür. Ancak, göreliliğe göre yolculuk sırasında “aslında” ne kadar zaman geçtiği sorusuna verilecek hiçbir objektif yanıt olmadığına dikkat edilmelidir. Referans çerçevesi seçimine bağlı olarak yolculuğun binlerce yıl sürdüğünü söylemek de, sadece birkaç yıl sürdüğünü söylemek de eşit derecede doğru olacaktır. Bu şekildeki bir "geleceğe yolculuğa" aşağıdaki metotlar kullanılarak teorik olarak izin verilmektedir (ve küçük bir zaman ölçeğinde gösterilmiştir):

  • Özel görelilik teorisi altında hıza bağlı zaman genişlemesi kullanarak, örneğin:
    • Neredeyse ışık hızıyla uzak bir yıldıza yolculuk etmek, daha sonra yavaşlamak, geri dönmek ve neredeyse ışık hızında tekrar Dünya’ya dönmek (İkiz paradoksuna bakınız).
  • Genel görelilik teorisi altında çekimsel zaman genişlemesi kullanarak, örneğin:
    • Bir boşluğun içinde bulunmak, yüksek kütleli cisim;
    • Kara deliğin olay ufkunun tam dışında bulunmak ya da kütlesi veya yoğunluğu yanındaki çekimsel zaman genişlemesinin Dünya’daki zaman genişlemesi faktöründen daha büyük olmasına neden olan bir cisme yeterince yakın konumda bulunmak

Bunlara ek olarak, “zaman yolculuğunun” bir biçimi olarak adlandırılması gereken metotlar olup olmadığı daha tartışılır olmasına rağmen, görelilik içermeyen metotları kullanarak da Dünya’nın uzak geleceğini görmek mümkün olabilir.

Zaman genişlemesi

Zaman genişlemesi, Albert Einstein'ın özel ve genel görelilik teorileri tarafından kabul edilmektedir. Bu teoriler, ilgili gözlemciye göre hızlı hareket eden cisimler ya da çekim kuyusunda daha derinde olan cisimler için zamanın daha yavaş geçtiğini belirtmektedir. Örneğin, gözlemciye bağlı olarak hareket eden bir saat bu gözlemcinin dinlenme çerçevesinde yavaş çalışması için ölçülecektir. Hiçbir zaman ışık hızına yetişememesine rağmen, saat ışık hızına yaklaşır ve böylece hiçbir zaman tamamen durmaz. Birbirine göre eylemsiz şekilde (hızlanmayan) hareket eden iki saat için bu etki karşılıklıdır. Birbirini ölçen iki saat daha yavaş çalışır. Ancak saatlerden birisi hızlanırsa, bir ikizin Dünya’da kaldığı diğerinin de uzayda seyahat edip, dolaşıp (hızlanma vardır) ve geri döndüğü ikiz paradoksunda olduğu gibi, simetri bozulur. Bu durumda ikisi de seyahat eden ikizin daha az yaşlandığı konusunda anlaşmaktadır. Genel görelilik, zaman genişlemesi etkisinin, saatlerden birinin çekim kuyusunda diğerinden daha derin olduğu ve dolayısıyla daha yavaş çalıştığı bir durumda da meydana geldiğini söylemektedir. Bu etki, Küresel Konum Belirleme Sistemi’nin (GPS) uydularındaki saatleri ayarlarken hesaba katılmalıdır ve kara delikten farklı uzaklıklarda bulunan gözlemcilerin yaşlanma oranlarında önemli farklılıklara yol açabilir. Genel görelilik şartları altında, bir kişinin, 5 metre çapında ve Jüpiter yoğunluğunda bir küresel kabukta bulunarak uzak gözlemciden dört kat hızlı zamanda ileri gidebileceği hesaplanmıştır. Böyle birisi için “kişisel” zamanının her bir saniyesi uzak gözlemcilerin dört saniyesine denk gelmektedir. Tabii ki büyük bir gezegenin yoğunluğunu böyle bir yapı içerisine sığdırmak, yakın gelecekteki teknolojik kapasitemizle yapacağımız bir iş gibi görünmemektedir. Özel görelilikteki hıza bağlı zaman genişlemesi ve genel görelilikteki çekimsel zaman genişlemesi denklemlerinin doğruluğunu destekleyen pek çok deneysel kanıt bulunmaktadır. Fakat mevcut teknolojiyle yalnızca insan olan bir yolcunun Dünya’daki eşinden saniyenin oldukça küçük bir kısmıyla (mevcut rekor kozmonot Sergei Avdeyev’in yaklaşık 20 milisaniyelik rekorudur) daha az yaşlanmasını sağlamak mümkündür.

Zaman algısı

Yaşayan organizmalar için zaman algısı, canlının vücut ısısının ve metabolizma hızının azaldığı hibernasyonla hızlandırılabilir. Bunun daha aşırı bir versiyonu, canlının kimyasal işlemlerinin hızının oldukça azaltıldığı geçici olarak yaşamın durdurulmasıdır. Zaman genişlemesi ve geçici olarak yaşamın durdurulması sadece geleceğe “yolculuğa” izin verir, hiçbir zaman geçmişe gidilmez. Böylelikle de nedenselliği ihlal etmemiş olurlar. Bunun zaman yolculuğu olarak adlandırılması gerekip gerekmediği tartışmalı bir konudur. Ancak zaman genişlemesi, “zaman yolculuğu” kavramını anlayabilmemiz için geçici olarak yaşamın durdurulmasından daha uygun olarak görülebilir. Çünkü zaman genişlemesiyle yolcu için, geride kalanlardan aslında daha az zaman geçer. Dolayısıyla da yolcunun geleceğe diğerlerinden daha hızlı ulaştığı söylenebilir. Geçici olarak yaşamın durdurulmasında ise böyle bir durum söz konusu değildir.

Araştırma

Süper kütleli cisimler kullanmaktansa sirkülasyonlu lazerler kullanarak zamanda geleceğe yolculuğun deneysel olarak kanıtlandığı varsayılmaktadır. Eğer kısa ömürlü bir atom altı parçacığın daha uzun süre yaşadığı gözlemlenirse, bu onun hızlandırılmış bir hızda geleceğe seyahat ettiğini göstermektedir.

Temel fizikteki diğer düşünceler

Paradokslar

Novikov’un kendi içinde tutarlılık ilkesi ve Kip S. Thorne’un [referans gereklidir] hesaplamaları, zamanda yolculuk solucan deliklerinden geçen basit kütlelerin hiçbir zaman paradokslara neden olamayacağını göstermektedir –zamanda yolculuk başladığında, paradoksa neden olacak hiçbir başlangıç durumu yoktur. Eğer onun sonuçları genellenirse, garip bir biçimde zamanda yolculuk hikâyelerinde beklenen paradoksların hiçbirisinin gerçekte tam bir fiziksel seviyede formüle edilemeyeceği ileri sürülmektedir. Yani zamanda yolculuk hikâyesinde oluşturabileceğiniz herhangi bir durum, birçok tutarlı durumun kabul edilmesine döner. Ancak bu durumlar inanılmaz derece de garip hallere dönüşebilir [referans gereklidir]. Paralel evrenler, paradokslara bir çıkış yolu sağlayabilir. Everett’in kuantum mekaniğinin çoklu dünyalar yaklaşımı (MWI) bütün muhtemel kuantum olaylarının karşılıklı ayrışık tarihlerde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Bu karşılıklı ya da paralel tarihler, herhangi bir etkileşimin bütün olası sonuçlarını simgeleyen ağaç dallarını şekillendirmektedir. Eğer bütün olasılıklar mevcutsa, herhangi bir paradoks, paradoksik olaylar farklı bir evrene götürülerek açıklanabilir. Bu kavram çoğunlukla bilim-kurguda kullanılmaktadır ancak David Deutsch gibi bazı fizikçiler zamanda yolculuk mümkünse ve MWI doğruysa, o zaman yolcunun, yolculuğunu başladığından farklı bir tarihte sonlandırması gerektiğini iddia etmiştir. Dr Pieter Kok tarafından youtube. com’da açıklanmıştır. Öte yandan Stephen Hawking, MWI doğru olsa bile, yolcular başka bir dünyaya seyahat etmeyip kendi dünyalarında kalsınlar diye her yolcudan bir tek kendi içinde tutarlı tarihi tecrübe etmesini beklememiz gerektiğini savunmuştur. Fizikçi Allen Everettt, Deutsch'un yaklaşımının "kuantum mekaniğinin temel ilkelerinde değişiklik yaptığını, kesinlikle basitçe MWI’yı benimsemekten daha ileriye gittiğini” savunmuştur. Ayrıca Everett, Deutsch'un yaklaşımı doğru olsa bile, birçok parçacıktan oluşmuş herhangi bir makroskopik cismin solucan deliği vasıtasıyla zamanda geriye giderken, farklı dünyalarda ortaya çıkan farklı parçacıklarla ayrılacağını savunmuştur. Daniel Greenberger ve Karl Svozil kuantum teorisinin yolculara paradokssuz bir model verdiğini öne sürmüşlerdir. Kuantum teorisi gözlemi muhtemel durumların tek bir ölçülmüş duruma “çöküşüne” neden olmaktadır. Bu yüzden bugünden gözlemlenmiş geçmiş deterministiktir (sadece bir tek muhtemel durumu vardır) ama geçmişten gözlemlenmiş bugünün birçok muhtemel durumu vardır. Hareketlerimiz, onun tek bir duruma düşmesini sağlayana kadar da öyle kalacaktır. O zaman hareketlerimizin kaçınılmaz olduğu görülecektir.

Kuantum dolanıklığı kullanma

Kuantum ışınlanma, EPR paradoksu ya da kuantum dolanıklığı gibi kuantum mekaniksel olaylar ışıktan hızlı (FTL) iletişim ya da zaman yolculuğuna izin veren bir mekanizma yaratabilir ve aslında Bohm yaklaşımı gibi bazı kuantum mekaniği yaklaşımları parçacıklar arasındaki korelasyonun devam etmesi için parçacıklar arasında anında bilgi alışverişi gerçekleştiğini farz etmektedirler. Bu etki, Einstein tarafından “uzaktan garip hareket” olarak adlandırılmıştır. Yine de nedenselliğin kuantum mekaniğinde korunması, modern kuantum alan teorilerindeki kesin bir sonuçtur ve bu yüzden modern teoriler zamanda yolculuğa ya da FTL iletişime izin vermez. FTL’nin iddia edildiği herhangi belirli bir örnekte, daha ayrıntılı analiz, sinyal almak için klasik iletişim biçimlerinden bazılarının da kullanılması gerektiğini kanıtlamıştır. Hiç iletişimin olmamasını söyleyen teorem de kuantum dolanıklığının klasik sinyallerden daha hızlı bilgi iletmesi için kullanılamayacağını gösteren genel bir kanıt sunmaktadır. Bu kuantum olaylarının görünüşte FTL zaman yolculuğuna izin vermemesi, kuantum ışınlanma deneylerine basında verilen yerde göz ardı edilmektedir [referans gereklidir] .kuantum mekaniği yasalarının nedenselliği korumak için nasıl çalıştığı aktif bir araştırma konusudur.

Felsefi zamanda yolculuk anlayışları

Zamanda yolculuk teorileri, nedensellik ve paradoks sorularıyla dolup taşmaktadır. Modern fizikteki diğer temel kavramlarla karşılaştırıldığında, zaman hala çok iyi bir şekilde anlaşılmamaktadır. Filozoflar, eski Yunan filozoflarının ve daha öncelerinin çağından beri zamanın doğası hakkında teoriler üretmektedir. Zamanın doğasıyla ilgilenen bazı filozof ve fizikçiler de zamanda yolculuk ihtimalini ve mantıksal çıkarımlarını araştırmaktadır. Paradoksların ve olası çözümlerinin ihtimali sık sık düşünülmektedir. Zamanda yolculukla ilgili felsefik düşünceler hakkında daha fazla bilgi için David Lewis’in çalışmasına danışın. Zamanda yolculuk hakkında fizikle ilgili teorilerin daha fazla bilgisi için Kurt Gödel’in ve Lawrence Sklar’ın çalışmasını (özellikle Gödel’in kuramlaştırılmış evrenini) inceleyin.

Bugüncülük ve Ebediyetçilik

Modern fizikteki eş anlılık göreliliği, ebediyetçilik ya da dört boyutçuluk olarak bilinen felsefi görüşü kabul etmektedir (Sider, 2001). Bu görüşe göre fiziki nesneler, ya geçici olarak genişletilmiş uzay zaman solucanıdır ya da uzay zaman solucan evreleridir ve bu görüş zamanda yolculuk ihtimaliyle daha da kabul görecektir (Sider, 2001). Bazen “blok evren teorisi” olarak da bilinen ebediyetçilik, uzay hakkındaki benzer bir varlık bilimine (ontoloji) zaman vermek için, fizikteki bir boyut olarak standart bir modelleme metoduna dayanır (Sider, 2001). Bu da zamanın sadece gelecek olayların “zaten” bulunduğu başka bir boyut olduğu ve objektif bir zaman akışı olmadığı anlamına gelmektedir. Tim Maudlin’in The Metaphysics Within Physics (Fizik içinde metafizik) eserinde bu görüşe itiraz edilmiştir. Bugüncülük, geleceğin, geçmişin ve hiçbir var olmayan nesnenin olmadığını savunan bir felsefe ekolüdür. Bu görüşe göre, seyahat edecek bir geçmiş ya da gelecek olmadığı için zamanda yolculuk imkânsızdır. Ancak bazı 21. yüzyıl bugüncülük savunucuları geçmiş ve gelecek nesneler olmamasına rağmen, yine de geçmiş ve gelecek olaylar hakkında kesin doğrular olabileceğini ve bu yüzden de bugüne geri dönmeye karar veren bir yolcu hakkında gelecek doğrunun, zaman yolcusunun bugündeki gerçek varlığını açıklayabileceğini savunmaktadır.

Büyükbaba paradoksu

Paradoksların, bir kişi zamanda geriye gidebilirse, bu yolcunun bazı şeyleri değiştirip değiştirmeyeceğini ortaya çıkarabilmesi, zamanın felsefik tartışmasında ortaya çıkan bir konudur, bunun en iyi örnekleri büyükbaba paradoksu ve autoinfanticide (kendi bebekliğini öldürme, oto-bebek öldürme) fikridir. Büyükbaba paradoksu varsayımsal bir durumdur. Bu durumda, bir zaman yolcusu geçmişe gider ve büyükbabasını, büyükannesiyle tanışmadan önce öldürmeye çalışır. Eğer büyük babası ölürse, o zaman anne ya da babası hiç doğmamış olacak ve dolayısıyla zaman yolcusunun kendisi de doğmamış olacaktır. Dolayısıyla da zaman yolcusu büyükbabasını öldürmek için hiçbir zaman zamanda geçmişe gidememiş olacaktır. Zaman yolcusunun geçmişe gidip kendisini bebekken öldürmeye çalıştığı oto-bebek öldürme de aynı şekilde işler. Eğer yolcu kendi bebekliğini öldürürse, hiçbir zaman büyüyemeyecek ve bebekkenki halini öldürmek için zamanda geriye gidemeyecektir. Bu tartışma zaman yolculuğu felsefesi için önemlidir. Çünkü filozoflar bu paradoksların zamanda yolculuğu imkansız hale getirip getirmediğini sorgulamaktadırlar. Bazı filozoflar paradoksları cevaplama biçimi şu şekildedir: Zamanda geçmişe gitmek mümkün olabilir fakat Novikov’un fizikteki kendi içinde tutarlılık ilkesine benzer biçimde, geçmişi herhangi bir şekilde değiştirmek mümkün değildir.

Zıtlıkların uyumu teorisi

David Lewis'in zıtlıkların uyumu analizi ve değişen geçmiş hakkındaki çıkarımları, herhangi bir mantıksal paradoks yaratmadan tek boyutlu bir zaman kavramı içerisinde zamanda yolculuk ihtimalini açıklamaya çalışmaktadır. Lewis’in Tim örneğini düşünün. Tim büyükbabasından nefret etmektedir ve onu öldürmekten başka bir şey istememektedir. Tim’in tek sorunu büyükbabasının yıllar önce ölmüş olmasıdır. Tim büyükbabasını kendisinin öldürmesini o kadar çok istemektedir ki büyükbabasının genç olduğu 1995 yılına gitmek ve onu o zaman öldürmek için bir zaman makinesi yapar. Tim’in büyükbabasının hala yaşadığı bir zamana gidebileceğini varsayalım. Sorulması gereken soru: Tim büyükbabasını öldürebilir mi? Lewis’e göre cevap “yapabilmek” kelimesinin kullanıldığı bağlamda yatmaktadır. Lewis, “yapabilmek” kelimesinin, durumla ilgili olan uygun unsurlara bağlı olarak görülmesi gerektiğini açıklamaktadır. Tim’in bir tüfeği, yıllarca almış olduğu bir tüfek eğitimi olduğunu, açık havada düzgün bir atış yaptığını ve Tim’in tetikteki parmağını engelleyecek hiçbir dış gücün olmadığını düşünelim. Tim büyükbabasını vurabilir mi? Bu unsurları göz önünde bulundurduğumuzda, Tim aslında büyükbabasını öldürebilir. Başka bir deyişle, tüm bu bağlamsal unsurlar Tim’in büyükbabasını öldürmesiyle uyum içindedir. Fakat verilen durumdaki uyum hakkında derinlemesine düşündüğümüzde en kapsayıcı unsurları toplamalıyız. Şimdi Tim’in evreninde büyükbabasının aslında 1955te değil 1993te öldüğünü düşünün. Tim’in durumuyla ilgili bu yeni unsur, Tim’in büyükbabasını öldürmesinin mevcut unsurlarla uyumlu olmadığını açığa çıkarmaktadır. Tim büyükbabasını öldüremez çünkü büyükbabası gençken değil 1993te ölmüştür. Bu yüzden Lewis şu sonuca varır: "Tim öldürmedi fakat öldürebilir çünkü gerekli olan şeylere sahip.” ve "Tim yapmadı ve yapamaz çünkü mantıken geçmişi değiştirmek imkânsızdır” ifadeleri çelişkili değildir. İkisi de ilgili durumlarda doğrudur. Konuyla alakalı farklı durumlarda “yapabilmek” ve “yapamamak” kelimelerinin kullanımı iki anlamlıdır. Peki, Tim amacını gerçekleştirirken ona ne olmalı? Lewis, Tim’in tüfeğinin tutukluluk yapacağına, bir kuşun uçarak Tim’i engelleyeceğine ya da en basitinden Tim’in muz kabuğuna basıp kayacağına inanmaktadır. Başka bir şekilde, Tim’in büyükbabasını öldürmesini engelleyecek bazı mantıksal evren güçleri olacaktır.

Hayal ürünü fikirler

Zamanda yolculuk kuralları

Bilim kurgu filmlerindeki zamanda yolculuk temaları ve medya genel olarak iki genel gruba (efekte bağlı –metotlar oldukça fazla ve çeşitlidir) ayrılabilir. Bu iki grup da, daha fazla alt gruba ayrılabilir. Ancak bu iki kategori için resmi isimler yoktur. Bu yüzden, hangi kategorilerin altında olduklarıyla ilgili notlarda resmi olan isimlerden ziyade kavramlar kullanılacaktır (Not: bu sınıflandırmalar, zamanda yolculuk metoduna hitap etmemektedir. Örneğin, zamanda nasıl seyahat edilir yerine tarihte neler olduğuyla ilgili farklı kurallara dikkat çekilecektir ). Bu bölümde kullanıldığı üzere, zaman çizgisi tarihteki bütün fiziki olayları anlatmak için kullanılmaktadır. Böylece olayların değiştirilebildiği zaman yolculuğu hikâyelerinde zaman yolcusu yeni ya da değiştirilmiş zaman çizgisi yaratabilir. “Zaman çizgilerinin” bu kullanımı, zamanda yolculuk kurgularında oldukça yaygındır [79] ve bazı özel olay dizilerini göstermek amacıyla insanlar tarafından yapılan çizelgeden farklıdır (zaman çizgisine bakınız). Bu kavram, Einstein’ın dört boyutlu uzay zamanda kendine özgü bir yol çizen bir nesnenin bütün tarihini anlatan görelilik teorisindeki bir kavram olan hayat çizgisinden de farklıdır.

  1. Kendi içinde tutarlı ve değişmeyen tek bir sabit tarih vardır. Bu versiyonda her şey, kendisiyle çelişmeyen ve kendisi dışında potansiyel olarak var olan herhangi bir şeyle etkileşimde bulunamayan tek bir zaman çizgisinde gerçekleşir.

Tek bir kendi içinde tutarlı zaman çizgisinde birkaç saniyeliğine geçmişe giden bir adam. Bu senaryo özgür iradeyle ilgili sorular uyandırmaktadır. Çünkü yolcu bir kere zaman makinesine girdiğinde kendi ikizi ortaya çıkar çıkmaz, fikrini değiştirmesi için kesinlikle hiçbir yol yoktur.

    1. Bu durum basit bir şekilde, Kopenhag Üniversitesi’nde astrofizik profesörü olan Dr. Igor Dmitrievich Novikov’dan adını alan Novikov’un kendi içinde tutarlılık ilkesiyle başarılabilir. Bu ilke, zaman çizgisinin tamamen sabit olduğunu ve yolcu tarafından yapılan herhangi bir şeyin tarihin en başından bir parçası olduğunu ve dolayısıyla yolcunun herhangi bir şekilde “tarihi” değiştirmesinin imkânsız olduğunu belirtmektedir. Fakat yolcunun eylemleri kendi geçmişlerindeki olayların sebebi olabilir ki bu da potansiyel nedensellik döngüsüne ve kader paradoksuna yol açmaktadır; nedensellik döngüsü örnekleri için Robert A. Heinlein'ın "By His Bootstraps (Ayakkabı bağı)" öyküsüne bakın. Bu olay kurguda sıklıkla “sabit zaman döngüleri” olarak adlandırılır [referans gereklidir]. Novikov’un kendi içinde tutarlılık ilkesi, zaman yolcularının bulunduğu herhangi bir bölgenin yerel fizik kurallarının uzay zamandaki başka bir bölgenin yerel fizik kurallarından farklı olamayacağını öngörmektedir .
    2. Alternatif olarak yeni fiziksel yasaların, (yukarıda 1.1'de bahsedilen zaman yolcularına uygulanan yasaların başkalarına uygulanan yasalarla aynı olduğu varsayımıyla çelişen) geçmişi değiştirme girişimlerine engel olan zaman yolculuğu üzerinde etkisi vardır. Bu yeni fiziksel yasalar, Michael Moorcock'un The Dancers at the End of Time’ındaki (Zamanın Sonundaki Dansçılar) gibi geçmişi değiştirmek için oraya giden zaman yolcularını geldikleri zamana ya da kriz öncesi Süpermen hikâyelerinde ve Michael Garrett'in Mayıs 1981 Twilight Zone Magazine’deki (Alacakaranlık Kuşağı Dergisi) "Brief Encounter’da (Kısa Karşılaşma)" olduğu gibi yolcuyu geçmişle fiziksel olarak etkileşimde bulunamayan bir cisimsel silüete dönüştürdüğü yere çekerek reddetmek kadar ayrıntısızdır.
  1. Tarih esnektir ve değişime tabidir. (Plastik Zaman)
    1. Tarihte kolay değişimler yapılır ve yolcuyu, dünyayı ya da ikisini de etkileyebilir.

Örnekler Doctor Who (Doktor Kim) ve Back to the Future (Geleceğe Dönüş) üçlemesini de içermektedir. Bazı durumlarda, herhangi bir sonuçlanan paradoks yıkıcı olabilir, hatta evrenin varlığını tehdit edebilir. Bazı durumlarda ise yolcu evine geri dönemez. Bunun aşırı bir örneği (Kaotik zaman), tarihin değişimlere karşı çok hassas olması ve çok küçük değişikliklerin bile Ray Bradbury’n "A Sound of Thunder (Dinozorların Kıyameti)" filmindeki gibi büyük etkileri olmasıdır. Doctor Who’da doktor zamanın herhangi bir anda değişebileceğini iddia etmektedir. Dördüncü Doctor hikâyesi Pyramids of Mars’da (Mars’ın Piramitleri) doktorun arkadaşı Sarah Jane Smith, serbest kalmaya çalışan uzaylı Sutekh’e rağmen 1911’den ayrılabileceklerini söylemektedir. Çünkü kendisi 1980’den gelmektedir ve dünyanın 1911’de yok edilmediğini bilmektedir. Doktor onu 1980’e götürür ve Sutekh’i durdurmadıkları için dünyanın yok edildiğini gösterir. Doktor, bir kişinin tarihin seyrini değiştirebileceğini iddia etmektedir. Fakat bu, Sutekh’in geleceği yok etme gücünü almaktadır.

    1. Tarih, olayın önemiyle doğrudan ilişkili olunduğunda değişime direnir. Örneğin, küçük, önemsiz olaylar kolayca değiştirilebilirken, büyük olaylar için daha fazla çaba gerekir.

Twilight Zo

Bu kategoride ürün bulunamadı.